
Periodontoloji, diş ve dental implant çevresi dokularda gelişen hastalıkların teşhis ve tedavisi ile ilgilenen bir diş hekimliği dalıdır.
Diş Eti Hastalığı Nedir?
Diş eti hastalıkları dişin çevresinde yer alan diş eti, kemik gibi yapıların iltihabi bir hastalığıdır. Diş eti hastalıklarında esas sebep mikrobiyal dental plaktır (dental biyofilm/bakteriler). Dental plağın uzaklaştırılması tedavide ve hastalığın önlenmesinde esastır. Dental plak dişeti hastalıklarında hastalığı başlatıcı faktör olsa da plağa karşı verilen immün sistem yanıtı ve bunu etkileyen birçok faktör hastalığın ortaya çıkmasında, ilerlemesinde ve kontrol altına alınmasında etkilidir.
Diş Eti Hastalığının Belirtileri Nelerdir?
Diş eti hastalığı genellikle sessiz ilerler; yani belirtiler hastalığın ileri evrelerine kadar ortaya çıkmayabilir. Ancak diş eti hastalığının uyarıcı belirtileri şunlardır:
Diş Eti Hastalığı Türleri
Diş eti hastalıkları diş eti ile sınırlı kalabilir veya dişi destekleyen çevre dokuları da etkileyerek yıkıcı bir forma dönüşebilir
Gingivitis
Gingivitis, periodontal hastalıkların en hafif formudur. Diş etlerinde kızarıklık, şişlik ve kolay kanamaya neden olur. Bu evrede genellikle çok az rahatsızlık hissedilir ya da hiç hissedilmez. Gingivitis, profesyonel diş hekimi tedavisi ve iyi bir evde ağız bakımı ile geri döndürülebilir bir hastalıktır. Sigara kullanımı ağız içindeki damarsal yapıyı bozduğundan, kanama oluşmasını engelleyerek en önemli belirtinin gizlenmesine neden olabilir ve böylelikle düzenli kontrolde olmayan bir hastanın diş eti iltihabı daha ileri boyutlara ulaşabilir
Periodontitis
Gingivitis tedavi edilmezse süreç periodontitise ilerleyebilir. Bu evrede:
Cep derinleştikçe dişler sallanmaya başlar ve ileri evrede diş kaybına kadar ilerleyebilir.
Periodontitis: Evre–Derece Sistemi
2017 sınıflamasında periodontitis:
ile tanımlanır.
Risk artıran durumlar:
Bu sistem, hem mevcut tabloyu hem de gelecekteki riskleri değerlendirmeyi sağlar.
Bazı bireylerde periodontitis;
ile birlikte görülebilir ve daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir. Bu grup, 2017 sınıflamasında “sistemik hastalıklarla ilişkili periodontitis” olarak değerlendirilir.
Nekrotizan (Doku Ölümü) Periodontal Hastalıklar
Bu hastalıklarda:
gibi belirtiler görülür. Daha çok:
izlenir ve acil tedavi gerektirir.
Diş Eti Hastalıkları İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
Periodontal hastalıkların esas nedeni plak olsa da aşağıda bahsi geçen diğer faktörler de dişeti sağlığını etkilemektedir.
Yaş: Yapılan çalışmalar sonucunda, yaşlı insanlarda periodontal hastalık görülme oranının daha yüksek olduğu saptanmıştır.
Sigara/Tütün Ürünleri Kullanımı: Sigara kullanımı, kanser gibi akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları gibi pek çok hastalıkla bağlantılıdır. Sigara, periodontal hastalık riskini arttırır. Yapılan çalışmalar sonucunda, sigara kullanımının periodontal hastalıkların başlaması ve ilerlemesinde en önemli risk faktörü olduğu tespit edilmiştir.
Genetik: Araştırmalar sonucunda bazı insanların dişeti hastalığına genetik olarak daha yatkın oldukları gösterilmiştir. Bu yatkınlığın tespiti, genetik testlerle mümkündür. Bu gruptaki hastaların, önleyici tedavilerle hayat boyu dişlerini muhafaza etmelerine yardımcı olunur.
Stres: Stres, kanser, yüksek tansiyon ve diğer sağlık problemleri gibi pek çok ciddi sorunlarla bağlantılıdır. Aynı zamanda da periodontal hastalıklar için risk faktörüdür. Araştırmalar, stresin vücudun enfeksiyonla olan savaşında savunma mekanizmasını olumsuz etkilediği ve periodontal hastalığı tetiklediği gösterilmiştir.
İlaçlar: Doğum kontrol hapı, antidepresanlar ve bazı kalp hastalığı ilaçları da ağız sağlığını etkileyebilmektedir.
Diş Sıkma Ve Gıcırdatma: Bu alışkanlıklar dişlere aşırı kuvvet gelmesine sebep olduğu için periodontal dokuların yıkılmasına ve var olan hastalığın hızlı ilerlemesine sebep olabilmektedir.
Sistemik Hastalıklar: Vücudun bağışıklık sistemini engelleyen hastalıklar, dişeti sağlığını da olumsuz etkilemektedirler. Bu hastalıklar arasında, kalp damar hastalıkları, diyabet ve romatoid artrit bulunmaktadır.
Kötü Beslenme Ve Obezite: Beslenme bozukluğu, vücudun bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen önemli bir etkendir. Periodontal hastalıklar, enfeksiyon olarak başladığından, bağışıklık sisteminin zayıflığı ve kötü beslenme alışkanlığı, dişeti sağlığını olumsuz etkiler. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda, obezitenin de periodontal hastalık riskini arttırdığı belirlenmiştir.
Diş Eti Hastalıklarının Önlenmesi
Diş eti hastalığı olarak da bilinen periodontal hastalıklar, dişte ve dişeti arasında bakteriyel plağın birikmesiyle oluşan hastalıklardır.
Diş eti hastalığı tedavi edilmediğinde, inflamasyon dişeti ile kemiğin yapısını bozar; dişeti çekilmesine ve diş kaybına neden olur. Ayrıca, araştırmaların da gösterdiği üzere diş kaybına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra, araştırmalar göstermiştir ki dişeti hastalığının, diyabet ve kalp hastalığı gibi birçok hastalık ile ilişkisi bulunmaktadır. Dişeti hastalığının, önlenebilen ve tedavi edilebilen bir hastalık olması, hastaların şanslı olduğu bir noktadır.
Aşağıda bahsi geçen önleyici alışkanlıklar, günlük ve düzenli olarak yapılmalıdır.
a) Diş fırçalama: Diş fırçalamak, yemeklerden sonra diş ve dişeti arasındaki yiyecek eklentilerinin ve plağın elimine edilmesini sağlar. Dilin fırçalanması da unutulmamalıdır.
b) Diş ipi kullanımı: Günlük diş ipi kullanımı, dişler arasındaki yiyecek artıklarının ve plağın kaldırılmasını sağlar. Diş ve dişeti hattı arasında diş fırçası giremediği için, bu alanların temizliğinde diş ipi kullanılması gerekmektedir.
c) Ağız duşu kullanımı: Ağız bakımında mekanik temizlikte yardımcı araç olarak kullanılır.
d) Risk faktörlerini bilmek: Sigara, diyabet ve genetik faktörler periodontal hastalık görülme riskini arttırmaktadır. Bu faktörler göz önünde bulundurularak diş hekimine gitme sıklığı ayarlanır.
e) Diş hekimine gitmek: 6 ayda bir düzenli diş hekimi kontrolü, ağız sağlığının devamlılığı için gereklidir.
Diş Eti Hastalıkları ve Sistemik Hastalıklar
Araştırmalar sonucunda, periodontal hastalıkların, diğer birçok hastalıkla ilişkili olduğu gösterilmiştir. Periodontal hastalık nedeniyle oluşan inflamasyon, vücutta diğer hastalıkların oluşumunu arttırır. İnflamasyonun tedavi edilmesi, hem periodontal hastalık tedavisine yardımcı olur hem de diğer kronik iltihabi durumların tedavisine yardımcı olur.
Diyabet (Şeker Hastalığı):
Diyabet, insülin üretimi veya kullanımındaki bozukluklara bağlı olarak gelişen ve uzun süreli hiperglisemi ile seyreden kronik bir metabolik hastalıktır. Yüksek kan şekeri düzeyleri zaman içinde damar yapısını, bağışıklık sistemini ve doku iyileşmesini etkiler. Bu sistemik değişiklikler, ağız dokularında da önemli sonuçlar doğurur ve diyabetli bireylerde diş eti hastalıkları, ağız kuruluğu, çürük oluşumu ve yara iyileşmesinde gecikme daha sık görülebilir.
Güncel bilimsel çalışmalar, diyabet ile periodontal hastalıklar arasında iki yönlü bir ilişki bulunduğunu ortaya koymaktadır. Diyabet, diş eti iltihabı ve kemik kaybı gelişimine yatkınlığı artırırken; tedavi edilmeyen periodontal iltihap da sistemik inflamasyonun artmasına ve kan şekeri kontrolünün zorlaşmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle diyabetli bireylerde ağız ve diş sağlığı yalnızca lokal bir konu olarak değil, genel metabolik dengeyi etkileyen bir sağlık bileşeni olarak değerlendirilmelidir.
Şeker Hastalığı Diş ve Diş Eti Tedavilerine Engel midir?
Diyabet, uygun klinik değerlendirme ve planlama yapıldığı takdirde diş ve diş eti tedavilerine doğrudan engel oluşturmaz. Tedavi öncesinde hastanın kan şekeri düzeylerinin ve mümkünse HbA1c değerinin bilinmesi, işlem güvenliği ve iyileşme sürecinin doğru yönetilebilmesi açısından önemlidir. Randevular, beslenme ve ilaç saatleriyle uyumlu olacak şekilde planlanmalı; uzun ve yorucu işlemler gerektiğinde, hastanın glisemik durumu stabil olduğu dönemlere denk getirilmelidir.
Lokal anestezikler büyük çoğunlukla güvenle kullanılabilir; ancak kontrolsüz diyabeti bulunan hastalarda ilaç seçimi ve cerrahi kapsamı diş hekimi tarafından daha dikkatli bir şekilde değerlendirilir. Enfeksiyon riski yüksek girişimlerde antibiyotik gereksinimi hastanın bireysel risk profiline göre belirlenir. Geniş cerrahi uygulamalar, mümkün olduğunda kan şekeri kontrolü iyileştirildikten sonra planlanır. Dolayısıyla diyabet veya insülin kullanımı tek başına tedaviyi kısıtlayan bir durum değildir; esas olan, iyileşme kapasitesinin ve enfeksiyon riskinin bilinçli şekilde yönetilmesidir.
Şeker Hastaları Diş ve Diş Eti Problemlerine Nelere Dikkat Etmelidirler?
Diyabetli bireylerde ağız sağlığını korumada en temel unsurlardan biri, kan şekerinin düzenli takip edilmesi ve hekim tarafından önerilen tedavi planına uyulmasıdır. İyi glisemik kontrol, hem periodontal dokulardaki iltihabi yanıtı azaltmakta hem de uygulanan tedavilerin başarısını artırmaktadır. Bununla birlikte günlük ağız bakımının düzenli ve doğru şekilde yapılması da büyük önem taşır. Dişlerin günde en az iki kez etkin bir şekilde fırçalanması, diş arası temizliğinin aksatılmaması ve ağız kuruluğu, kanama, şişlik veya hassasiyet gibi belirtilerin ortaya çıkması durumunda gecikmeden diş hekimine başvurulması, hastalığın ilerlemesini önemli ölçüde engeller.
Periodontal hastalık açısından risk düzeyi daha yüksek olan diyabetli hastalarda, diş hekimi kontrollerinin altı ayda bir veya gerek görülürse daha kısa aralıklarla planlanması önerilir. Bu düzenli takip yaklaşımı, olası iltihabi süreçlerin erken dönemde saptanmasına ve tedavi edilmesine olanak sağlar.
Şeker Hastalarında Ağız Bakımı Neden Önemlidir?
Sağlıklı dişler ve stabil diş eti dokuları hem çiğneme fonksiyonunun korunmasına hem de dengeli beslenmenin sürdürülebilmesine katkıda bulunur. Ağız içindeki kronik enfeksiyon kaynaklarının kontrol altına alınması, genel inflamatuar yükün azalmasına yardımcı olur ve birçok çalışmada periodontal tedavinin, bazı hastalarda glisemik kontrol üzerinde olumlu etki sağlayabildiği gösterilmiştir. Bu nedenle diyabetli bireyler için ağız bakımı yalnızca estetik veya konfor amacıyla değil, genel sağlık yönetiminin ayrılmaz bir parçası olarak görülmelidir.
Kalp Hastalıkları:
Birçok çalışma periodontal hastalığın kalp hastalığı riskini artırabileceğini göstermiştir. Bilim insanları, bu ilişkinin periodontal hastalığın neden olduğu inflamasyon ile bağlantılı olabileceğini düşünmektedir. Ayrıca periodontal hastalık, mevcut kalp rahatsızlıklarını da kötüleştirebilir. Enfektif endokardit riski taşıyan hastalarda dental işlemler öncesinde antibiyotik profilaksisi gerekebilir. Bu konuda hastanın periodontisti ve kardiyoloğu birlikte değerlendirme yapmalıdır.
Solunum Sistemi Hastalıkları:
Araştırmalar, periodontal hastalıkla ilişkili bakterilerin aspire edilerek akciğerlere ulaşabildiğini ve pnömoni gibi solunum yolu hastalıklarının gelişimine katkıda bulunabildiğini göstermektedir.
Kanser:
Araştırmacılar, diş eti hastalığı olan erkeklerde böbrek kanseri gelişme riskinin %49, pankreas kanseri riskinin %54 ve hematolojik (kan) kanserlerin gelişme riskinin ise %30 oranında daha yüksek olduğunu saptamıştır.
Alzheimer Hastalığı:
Çalışmalar periodontal hastalıkla ilişkili bakteriler ile Alzheimer hastalığının ilerlemesi arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Diş eti hastalığına neden olan bakterilerin beyne ulaşarak Alzheimer hastalığının gelişimine katkıda bulunabileceği düşünülmektedir.
Diş Eti Hastalıklarının Tedavi Yöntemleri
Gingivitis veya periodontitisin tedavisinin 1. basamağı diş taşı temizliği ve ağız hijyeninin sağlanmasıdır. Oral hijyenin sağlanması da doğru diş fırçalama tekniği ve zamanlaması; arayüz temizliği için diş ipi veya arayüz fırçalarının kullanılmasıdır.
Hastalığın şiddeti ve diğer birçok faktöre bağlı olarak, cerrahi ve cerrahi olmayan periodontal tedavi yöntemleri vardır. Periodontal tedavide amaç, cep eliminasyonunu sağlamak ve dişeti sağlığını oluşturmaktır.
Scaling ve root planing işlemi sırasında periodontist, diş kök yüzeylerinde derin temizlik uygular. İlk olarak diş eti altına inilerek periodontal ceplerde biriken plak ve diğer bakteriyel toksinler uzaklaştırılır. Kök yüzeyi düzleştirme işlemi ile diş kökleri pürüzsüz hale getirilir ve böylece gelecekte plak ve toksinlerin yüzeye tutunması engellenir.
Birçok hastada scaling ve root planing sonrasında ek bir tedaviye gerek duyulmaz. Ancak hastaların büyük bir kısmında periodontal sağlığın korunabilmesi için düzenli destekleyici periodontal bakım (idame tedavisi) gereklidir.
GBT nedir?
Kliniğimizde; diş, diş eti ve ağız sağlığı için adım adım uygulanan tedavi protokolü olan Guided Biofilm Therapy (GBT) uygulanmaktadır. GBT protokolü; dental plağın yönetimi için son “hava-toz (air-polishing)”, “subgingival düşük aşındırıcılı toz uygulaması” ve “ultrasonik debridman” son teknolojilerini kullanarak sistematik, öngörülebilir bir çözümdür.
Diş eti hastalıklarının esas nedeni olan dental plak veya dental biyofilm; diş ve diğer sert yüzeylerde biriken, mikroorganizmalardan oluşan diş eti hastalıklarının esas nedeni olan organize matrix bir tabakadır.
GBT Neden Tercih Edilmelidir?
GBT; dişlere, diş etlerine, implantlara ve dolgu ya da kaplamalara zarar vermeden uygulanan nazik bir temizlik yöntemidir. Her yaştan hastaya uygulanabilir ve özellikle diş hekimi korkusu olan bireyler için konforlu bir seçenektir.
✔ Ağrısız ve konforludur.
✔ Hassas diş yüzeylerini korur, diş ve diş etine zarar vermez (minimal invaziv).
✔ Gerçek sorunu, yani biyofilmi hedef alır.
✔ Daha etkili ve uzun süreli temizlik sağlar.
✔ İmplantlar, protezler ve restorasyonlar için güvenlidir.
✔ Çürüklerin erken fark edilmesini sağlar.
✔ Hasta farkındalığını artırır ve ağız bakımını kolaylaştırır.
GBT Tedavi Süreci Nasıl Uygulanır?
GBT, optimum sonuçlara ulaşmak için bireysel hasta teşhisine ve risk değerlendirmesine dayalı tedavi protokollerinden oluşur. Tedavi en az invaziv şekilde, en üst düzeyde konforla, güvenlikle ve verimlilikle sağlanır
a. Değerlendirme ve Enfeksiyon Kontrolü:
Tüm ağız, sert ve yumuşak dokular değerlendirilir, işlem öncesi antibakteriyel ağız gargarası ile ağız dezenfeksiyonu sağlanır.
b. Biyofilmin Görünür Hale Getirilmesi-Boyama:
GBT ile geleneksel tedavi yöntemleri karşılaştırıldığında bu uygulamanın ilk ve en önemli ayırt edici özelliği, hastalık teşhisi konulduktan sonra ilk olarak biyofilmin özel boyama yöntemiyle ağız içerisinde görünür hale getirilmesidir. GBT’nin en önemli farkı burada başlar. Dişler, özel bir boya ile boyanır ve gözle görülmeyen plaklar ortaya çıkarılır. Böylece en çok dental plak biriken bölgeler net olarak görülür, tedavi tam ve hedefe yönelik yapılır; hasta, kendi ağız hijyenini daha iyi fark eder.
c. Motivasyon ve Farkındalığın Artırılması:
Boyama sonrası hasta ile problemli alanlar değerlendirilir. “Nasıl daha iyi fırçalanmalı? Diş eti hastalıkları nasıl önlenir?” gibi konular hasta özelinde anlatılır.
d. Diş Eti Üstündeki ve 4 Milimetreye kadar Diş Eti Altındaki Dental Plağın Uzaklaştırılması:
Eritrol tozu ile desteklenen gelişmiş hava-toz (air-polishing) teknolojisi sayesinde; doğal dişler, restorasyonlar ve implant yüzeyleri, nazik bir hava ve ılık su spreyi kullanılarak temizlenir. Bu yöntemle diş eti üzerindeki plak ve lekeler ile diş eti altında 4 mm derinliğe kadar olan plak güvenli ve konforlu bir şekilde uzaklaştırılır.
e. Diş eti Altındaki Biyofilmin Uzaklaştırılması:
Periodontitis nedeniyle doğal dişlerde oluşan periodontal ceplerin ve implant çevresinde biyofilmin neden olduğu inflamasyona bağlı gelişen derin ceplerin içindeki plak, bu özel temizlik sistemiyle uzaklaştırılır. Özel periodontal başlık ve uç sayesinde implant yüzeyi travmaya neden olmadan güvenle temizlenir. İşlem sırasında implant dayanağının veya kuronun çıkarılmasına gerek kalmaması, yöntemin en önemli avantajlarından biridir.
f. Diş Eti Üstü ve Diş Eti Altı Diş Taşlarının Temizliği:
Minimal invaziv özel ucu sayesinde sistem; doğal dişlerde, diş eti altında ve derin periodontal ceplerde güvenle kullanılabilir. Ayrıca implant ve restorasyon çevresinde 3 mm derinliğe kadar etkili temizlik sağlar. İmplant yüzeyini zarar vermeden temizlemek için özel olarak tasarlanmış uçları sayesinde, geleneksel temizlik aletlerine kıyasla daha güvenli ve kontrollü bir uygulama sunar.
g. Kontrol:
Dental plak ve diş taşlarının temizlendiği kontrol edilir, çürükler tespit edilir, polisaj aşamasına gerek kalmamıştır çünkü diş eti üstü ve diş eti altı plağın uzaklaştırılması sağlanmıştır.
h. İdame Tedavisi:
Cerrahi olmayan peri-implantitis idame tedavisi GBT protokolünün son ve oldukça önemli aşamasıdır. Her hastanın lokal ve genel risk değerlendirmesine göre idame periyodları belirlenmektedir ve GBT protokolü tekrarlanmaktadır.
Bazı durumlarda periodontist, periodontal hastalığın ve bu hastalığın neden olduğu hasarın tedavisi için cerrahi bir işlem uygulamak zorunda kalabilir.
Periodontal Cep Tedavileri
Sağlıklı durumda diş eti ve kemik dokusu, dişleri bir boğazlı kazak gibi sıkıca çevrelemelidir. Periodontal hastalık varlığında bu destekleyici doku ve hemen altında yer alan kemik yıkıma uğrar ve dişlerin etrafında “cep” dediğimiz boşluklar oluşur.
Zamanla bu cepler derinleşir ve bakterilerin birikmesi ve diş eti altına ilerlemesi için uygun bir ortam oluşturur. Bu durum kemik ve yumuşak doku kaybına yol açabilir. İleri vakalarda aşırı kemik kaybı nedeniyle dişlerin çekilmesi gerekebilir.
Periodontal cep tedavisi sırasında periodontist, diş eti dokusunu kaldırarak hastalığa neden olan bakterileri temizler ve ardından dokuyu tekrar yerine adapte eder. Bazı durumlarda, hasarlı kemik yüzeyler düzeltilerek bakterilerin tutunabileceği düzensiz alanlar ortadan kaldırılır. Bu sayede diş eti dokusu sağlıklı kemiğe daha iyi tutunabilir.
Rejeneratif (Yenileyici) İşlemler
Periodontal hastalık nedeniyle dişleri destekleyen kemik dokunun tahrip olduğu durumlarda, periodontist rejeneratif bir işlem önerebilir. Bu işlemler, kaybedilen kemik ve dokuların yeniden oluşmasını sağlayarak hasarın bir kısmını geri döndürmeyi amaçlar.
İşlem sırasında periodontist diş eti dokusunu kaldırarak hastalığa neden olan bakterileri temizler. Vücudun doğal kemik ve doku yenileme kapasitesini desteklemek amacıyla bariyer membranlar (filtreler), kemik greftleri (kemik tozu) veya doku uyarıcı proteinler kullanılabilir.
Cerrahi ve cerrahi olmayan tedavi yöntemleri, cep derinliği azaltılması ve mevcut bakterilerin eliminasyonunda ve periodontal hastalığın ilerlemesinin durdurulmasında çok önemlidir. Sadece cebin eliminasyonu dişeti sağlığının sağlanmasında yeterli değildir. Hastalığın tekrarlanmaması için günlük doğru oral hijyenin sağlanması, hekim tarafından belirlenen periodontal kontrol randevularına ömür boyu devam edilmesi zorunludur.
Diş Eti Grefti Cerrahisi
Açığa çıkmış diş kökleri, diş eti çekilmesinin bir sonucudur. Diş eti grefti cerrahisi, açığa çıkan kök yüzeyini kapatarak ilerleyici diş eti çekilmesini ve kemik kaybını önlemeye yardımcı olur.
Bu işlem sırasında periodontist, hastanın damak bölgesinden veya başka bir alıcı kaynaktan alınan diş eti dokusunu açıkta kalan kök yüzeyini kapatmak için kullanır. Diş eti grefti cerrahisi tek bir dişe ya da birden fazla dişe uygulanabilir; diş hassasiyetinin azaltılmasına ve gülüş estetiğinin iyileştirilmesine katkı sağlar.
Klinik Diş Boyu Uzatma
Bazı bireylerde dişler kısa göründüğü için “diş eti gülüşü” (gummy smile) mevcut olabilir. Oysa dişlerin gerçek uzunluğu normaldir; ancak üzerleri fazla miktarda diş eti dokusu ile kaplıdır. Bu durum, klinik kron boyu uzatma işlemi ile düzeltilebilir.
Bu işlem sırasında fazla diş eti ve kemik dokusu yeniden şekillendirilerek dişin doğal yapısının daha fazla kısmı açığa çıkarılır. İşlem tek bir dişe diş eti hattını düzeltmek amacıyla ya da daha geniş ve doğal bir gülüş elde etmek için birden fazla dişe uygulanabilir.
Ayrıca diş hekimi veya periodontist, restoratif ya da estetik bir dental tedavinin uygulanabilmesi için de klinik kron boyu uzatma işlemini önerebilir. Bu işlem, dişin restore edilebilmesi için diş eti ve kemik seviyesini düzenleyerek daha fazla diş yüzeyinin açığa çıkmasını sağlar.
Ağız ve diş sağlığınızla ilgili detaylı bilgi almak için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.
Tunalı Şubesi: 0 312 466 19 95 - 96
Beytepe Şubesi: 0 312 466 19 92 - 93
Bu sayfadaki bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka diş hekimi muayenesi gereklidir. Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Burada yer alan bilgiler, hekimin hastaya özel değerlendirmesinin yerine geçmez.
Site içeriğinde bulunan bilgiler destek sağlamak içindir. Hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi, tanı ve teşhis koyması yerine geçmez.
© Copyright 2026 Evrensel Diş. ![]()